Yorgun bir kış sabahında beyaz lambalar

Yorgun bir kış sabahında beyaz lambalarİçimdedir ukte kalan hatıralar, hayatlar…Gidiyorum işte ardıma bakmadan,Gönlüm kabarıyor umarsız ihtimallere. Sensiz bir kış sabahında ürkek gıcırtılarHem ruhumda hem aklımda kaygılar, sanrılarDüşlüyorum yine seni hiç utanmadanGönlüm kabarıyor umarsız ihtimallere. Sessiz bir kış sabahında gözlerimde aynalarAynalarda saçların, aynalarda dokunmalar…Özlüyorum yine seni hiç usanmadanGönlüm kabarıyor umarsız ihtimallere. Ahmet V. Yığılı Foto: Sharon McCutcheon on Unsplash Okumaya devam et Yorgun bir kış sabahında beyaz lambalar

İçimdedir yalnızlık, hafif sol yanımda*

Ve yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık!

Bazı yalnızları bozuk musluğun su damlatmasının sesi, kapının apansız çalması ya da dışarıdan duyulan seslerin kesilmesi ürkütür.  Düşünceler gibi birikmiş, beklemiş, söneyazmış ve uzamış sigaranın külü ulaşabildiği zemine değdiğinde garip bir ses çıkarır. İşte bunu da bilir bazı yalnızlar. Daha az yalnızlar olabildiğince eski model duvar saati kullanırlar. Duvar saatinin sesi oyalar onları. Bazen, arada sırada, yorgunluk da yorduğunda hafiften, derinden bir titreme gibi gülme tutar yalnızı. Adeta galibiyetin ardındaki sırıtışa benzer bu. Siz bilmezsiniz, herkes bilmez. Delilik değildir bu. Ya da bilmediğimiz, adını koyamadığımız bir hastalık. Evet, tüm bunları, saymadıklarımı, sayacaklarımı sadece yalnızlar bilir, tanır ve anlar. Okumaya devam et “İçimdedir yalnızlık, hafif sol yanımda*”