Çeri -II-*

Çeri ile aralarındaki konuşmaya kulağımı kabartıyorum. Ama benim için konuşmanın içeriğinden çok sesin tonu önemliydi. Hani bazı sesler vardır sadece dinlersiniz. İşte küt saçlı gizemli kadının sesi de böyleydi. Sanki Liam Neeson dolmuşumuzla Altunizade’ye yolculuk yapıyordu ya da kaptanımız Lana Del Rey bir yolcuya nerede ineceğini tarif ediyordu. İşte o Çeri ile konuştuğu zaman bu güzel sesli insanları anımsıyordunuz. Bu güzel insanı her gün gören, duyan şanslı insanlar var bu dünyada. Ben de onlara katılabilir miyim acaba diye içimden geçiriyorum. Başarıya ulaştığımı düşünerek içimde bir şeyler kıpırdaşıyor, istemsizce sevinç baloncukları çıkarıyorum. Sanırım hislerim çok gerçekçiydi, sahte dünyada yaşayan insanlar beni görünce çikolata görmüş kakao işçileri gibi hayretler içinde kaldılar. Okumaya devam et “Çeri -II-*”

Çeri -I-*

Güneş beni takip ediyor galiba. İçimde izlenmenin verdiği tatlı telaş, fark edilmenin verdiği bol susamlı simit kokusu. Herkes uyanmış sanırım. Kaldırımlardan yollara taşan insan yığını yok ya da ben erken uyandım. Belki de bir yerlerde iktidar bağımlıları insan yığınlarına yok pahasına yalan satıyorlar. Hayal evrenimin kuytu köşesinde kalan son umutla küçük bir yalan satın aldığım aklıma geldi. Ondan sonra bir daha umut üretemedi naçiz vücudum. Ayağımı kaldırımdaki son taşa vurarak uyandım ve yavaşça adımlarımı parkın içine doğru yönlendirdim. Kır saçlı iki amca bankta oturmuş güneşleniyor. Daracık taytıyla oradan oraya koşan delikanlı, yerde ıslatılmış bir ekmek yığını sanırım bu beldenin hayvan sevgisi ve de sallanmaya çalışan dilenci kız… Oturup bu realist Ümraniye gerçeğini izlemek isterdim fakat yetişmem gereken bir kaderim var. Okumaya devam et “Çeri -I-*”