Çeri -I-*

Güneş beni takip ediyor galiba. İçimde izlenmenin verdiği tatlı telaş, fark edilmenin verdiği bol susamlı simit kokusu. Herkes uyanmış sanırım. Kaldırımlardan yollara taşan insan yığını yok ya da ben erken uyandım. Belki de bir yerlerde iktidar bağımlıları insan yığınlarına yok pahasına yalan satıyorlar. Hayal evrenimin kuytu köşesinde kalan son umutla küçük bir yalan satın aldığım aklıma geldi. Ondan sonra bir daha umut üretemedi naçiz vücudum. Ayağımı kaldırımdaki son taşa vurarak uyandım ve yavaşça adımlarımı parkın içine doğru yönlendirdim. Kır saçlı iki amca bankta oturmuş güneşleniyor. Daracık taytıyla oradan oraya koşan delikanlı, yerde ıslatılmış bir ekmek yığını sanırım bu beldenin hayvan sevgisi ve de sallanmaya çalışan dilenci kız… Oturup bu realist Ümraniye gerçeğini izlemek isterdim fakat yetişmem gereken bir kaderim var.

Parmağımı kaldırarak bana doğru gelen soğuk demir yığınını durdurdum. Adımımı yüksek basamaktan içeri atarken cam kenarında boş bir yer gördüm ve telaşla merhaba dedim. Bozuklukları kaptanın eline sıkıştırdım. Havaya tam bir tezatlık hâkim idi. Hızlı, telaşlı ben ve yavaş, dikkatli yolcu arayan kaptan. Koşar iki adımla umursamazlık alanından kendimi çıkardım ve tuhaf şekilli koltuğa kendimi sert bir biçimde bıraktım. Şüphesiz dolmuşun en mutlu yolcusu benim şu an. Zaten Ümraniye dolmuşunun yolcu potansiyeli belli, iktidarı övmek için etrafında gençler arayan sakallı hacı, trafikten homurdanan orta yaşlı bir birey, zeka pıtırcığı akıllı kız.. Bu şikayetçi grubun içinde tabii ki de en mutlu benim, dolmuş değil rehabilitasyon merkezi.

Ben de içgüdüsel olarak bu anı müzikle onurlandırmak istedim. Cebimde genç neslin kafesine dönmüş karmaşık kulaklığımı çıkardım. Müzik dinlemek zahmetli iştir. Sonunda gibi eskiden beyaz olan ve her şey gibi kirlenen grimsi kulaklığımı çıkardım. Beth Hart ablamızın şarkısına sırt üstü bıraktım kendimi. Sol kulağım vokali dinlerken sağ kulağım boşta, bihaber, cama yaslanmış, uyuyor.. Cam titriyor ve dolmuşun “tistoslu” kapısı açılıyor. Açılıştan anlaşılıyor, Ümraniye’nin sık sık başına gelmeyecek bir şey gerçekleşiyor şu an.. Dresden’de bir vatandaş kural ihlali yapıyor, Bordeaux’da bir Fransız, turiste yardım etmek için İngilizce konuşuyor, İzmir’de sokak köpekleri aç kalıyor. İşte nasıl bunların hepsi o kentler için olağan dışı bir olaysa Ümraniye için de şu an gerçekleşen olay olağan dışı. Doğa üstü, alışılagelmemiş, sıradan olmayan hangi tanım varsa…

Küt saçlı bir ablamız bağrına bastığı sıska kedisiyle dolmuşuna biniyor. Bundan sonra baş rolümüz değişiyor, ablamız mikrofonu eline alıyor ve “Merhaba” diyor. Ama kedimiz biraz huysuz, galiba küçük kafasındaki nöronlara hakim olamıyor. Kadın sakince kedisine eğilerek kısık bir sesle fısıldıyor: “Sakin ol Çeri, Üsküdar’a gidiyoruz…”

 

*Yazan: S. Bilgin

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s